Kemik Erimesini Önlemenin Yolları

Kemik Erimesini Önlemenin Yolları
1 Temmuz 2017 tarihinde eklendi, 228 kez okundu.

Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülen özellikle 50 yaş üstü kadınlarda görülme sıklığı %30 olan, halk arasında kemik erimesi olarak bilinen osteoporoz; kemik kütlesinde azalma ve kemik yapısındaki mikro bozulmalar sonucu ortaya çıkan kemik kırılganlığındaki artıştır. En çok omurgayı etkilemekle birlikte kemik kırılmalarına kadar sakin seyreden osteoporoz bel ve sırt ağrıları, boyda kısalma, omurgada kırık ve kamburlaşma ile kendini gösterir. Ancak kırığa kadar hastaların çoğunda belirti göstermez ve çoğunlukla rastlantısal olarak osteoporoz tanısı konur.

Daha az kemik dokusuna sahip oldukları ve erkek cinsiyet hormonlarının kadın hormonlarına göre kemik bileşimini daha fazla destekleyecek şekilde çalıştıkları için kadınlarda osteoporoz daha sık görülür. Yapılan araştırmalara göre 60-70 yaş aralığındaki kadınların üçte birinde osteoporoz görülürken 80 yaş üstündeki kadınların üçte ikisinde görülüyor. Dolayısıyla kadınların erkeklere göre menopoz öncesi ve sonrası dönemlerde kemik erimesini önlemek için bir takım girişimlerde bulunması gerekir. İşte kemik erimesinin önüne geçebilmek için uzmanlardan birkaç önemli tavsiye:

Kemiğin temel dokusunu oluşturan kalsiyum mineralini diyetle daha fazla almak kemik yapısını güçlendirerek kemik sağlığının devamlılığını destekleyecektir. Dolayısıyla kalsiyum açısından zengin besinleri düzenli bir şekilde tüketilmelidir. Ancak dengeli tüketim bu noktada önemlidir çünkü ihtiyaç fazlası mineral böbreklerde taş oluşumuna sebep olur. Kalsiyum açısından zengin olan besinler: Süt ve süt ürünleri, kuru baklagiller, kuru yemişler, yeşil yapraklı sebzeler, taze fasulye, brokoli, bezelye…

D vitamini, kalsiyumun kemiklere emiliminde bir nevi katalizör görevi görür. Yani kalsiyumun kemiklere geçerek fonksiyonel yarar sağlayabilmesi için D vitaminine ihtiyaç vardır. Dolayısıyla D vitamini açısından zengin besinlerle beslenmek gerekmektedir. Ancak besinlerle aldığımız D vitamini pasif D vitaminidir. Bu hali vücuda hiçbir yarar sağlamaz direk idrar yoluyla atılır. Ancak güneş ışığı besinlerle alınan D vitaminini aktifleştirerek fonksiyonel işlev kazandırır. Sonuç olarak D vitamini yönünden zengin besinlerle beslenirken en az 15 dakika yeterli güneş ışığına da maruz kalmak gerekmektedir. D vitaminince zengin besinler: Süt ve süt ürünleri, yumurta, et ve et ürünler, uskumru ve ton balığı gibi yağlı balıklar, zenginleştirilmiş tahıllar

A vitamini de kemik yapısını destekleyerek kemikleri güçlendirir. Dolayısıyla diyette kabak, havuç ve turuncu sebze-meyvelere ve hayvansal besinlere yer vermek gerekir.

Nasıl ki D vitamini kalsiyumun kemiklere emilimini arttırıyorsa sodyumda kalsiyumun kemiklerden böbreklere emilmesini, yani kalsiyumun idrar yoluyla atılmasını arttırır. Dolayısıyla ihtiyaçtan fazla sodyum tüketiminden kaçınmak gerekir. Fazla tuz tüketiminden uzak durarak fazla sodyumdan da uzak durulur.

Fosfor ve protein de tıpkı kalsiyum gibi kemik yapısına katılarak kemiği güçlendirip kemik sağlığını destekleseler de aşırı tüketimleri kemik kaybına sebep olur. Dolayısıyla dengeli beslenerek hem yeterli miktarda fosfor ve protein tüketimi sağlanır hem de kemik kaybı engellenmiş olur.

C vitamini, kemiğin yapısal sağlığının korunmasını ve tamirini sağladığı için kemik erimesini önlemekte en temel bileşenlerdendir. Dolayısıyla C vitamini tüketimine önem verilmelidir. Her türlü sebze ve meyve de C vitamini bulunsa da ana kaynak narenciyeler, yeşil biber, kivi ve yeşil yapraklı sebzelerdir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git